21 Kasım 2013 Perşembe

Çamaşır asmaktan, toplamaktan sıkılmadınız mı?


Çamaşır makinesinin bitmesini beklemek, asmak, kurumasını beklemek, hepsini  teker teker geri toplamak.. Bu kendimize ayırmak yerine, çamaşıra harcayarak boşa harcadığımız bir zaman.

Zaten kış geldi, çamaşırları dışarı assak, is, toz yapışır. Evin içine assak, evde nem yapar. Kurutma makinesi desen, çamaşır makinesinin durma zamanını hesaplamak, beklemek lazım ki çamaşırlar kırışmasın. Yani kurutma makinesine çamaşırları aktarmak da asmak kadar uğraştırıcı. Üstelik her banyo 2 makineye yer ayıracak kadar büyük de değil...



Temiz ve kuru çamaşırlar için bu kadar eziyet çekmeyelim diye şimdi Vestel Kurutmalı Çamaşır Makinesi var. Vestel Kurutmalı Çamaşır Makinesi çamaşırlarınızı kesintisiz yıkayıp kurutuyor. Çamaşıra ayırdığımız zaman da artık keyfimize göre..



Vestel Kurutmalı Çamaşır Makinesi’nin en çarpıcı özelliklerinden biri 29 dakika hızlı Yıka & Kurut programı. Bu Türkiye’deki en hızlı yıkama kurutma özelliği. Düşünün, o gün giymek istediğiniz gömlek, etek, kazak kirlide bile olsa, siz daha sabah kahvaltınızı bitirmeden, giyilmeye hazır oluyor. Harika değil mi?



Vestel Kurutmalı Çamaşır Makinesi’nin birbirinden “akıllı” ve “tasarruflu” özelliklerini ayrıntılı incelemek için tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.



Tasarruf demişken, zaten A+++ yıkama performansına sahip olan Vestel Kurutmalı Çamaşır Makinesi’nin ekstra tasarruf sağlayan bir özelliği daha var: EcoTime. Bu özelliği kullandığınızda, makineniz elektriğin ucuz olduğu saatlerde çalışıyor. Bu tasarruf, doğrudan elektrik faturanıza düşüş olarak yansıyor.

Vestel Kurutmalı Çamaşır Makinesi’ni detaylı incelemek, hatta ücretsiz kargo ve montaj fırsatıyla şimdi satın almak isterseniz şu linki ziyaret edebilirsiniz: http://bit.ly/1hRylg7

Bir boomads advertorial içeriğidir.

10 Eylül 2013 Salı

DAMLA ÇİKOLATALI KEK

Adam, Harem-i Şerif'in kapısında hep aynı duayı okuyordu:

    - Ey doğrulara yardım eden, haramdan kaçınanları koruyan!..

    Ona 'Sen başka dua bilmez misin?' dediler. O şöyle açıklama yaptı bu duayı tekrar etme sebebi olarak:

    - Ben Beyt-i Şerif'i tavaf ederken ayağıma takılan şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla imanım mücadeleye tutuştular. 'Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar.' dedi şeytanım.

   İmanım ise, 'Bu haramdır, boşuna saklama, sahibini bul, teslim et.' dedi. Ben böyle mücadele içinde iken birinin sesi duyuldu.

   - Burada içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise versin, ona otuz altın müjde vereyim.

   Bin haramdan, otuz helal hayırlıdır, diyerek keseyi sahibine teslim ettim. O da bana otuz altın verdi. Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken bir Arap kölenin bu paraya satıldığını görünce hemen satın aldım. Bir müddet sonra bu kölenin yanına bir kısım Araplar gelip gizlice konuşmaya başladırlar. Köleden ne konuştuklarını sordum. Saklamayıp aynen anlattı:

   - Ben Mağrip sultanının oğluyum. Babam, Habeş melikiyle cenk edip savaşı kaybetti, beni de esir alıp buralarda sattılar. Babam bunları göndermiş, elli bin altın da vermiş ki, beni satın alıp götürsünler. Sen bana çok iyilik ettin, kendi evladın gibi baktın. Bundan dolayı memnun oldum. Bunlar beni satın alacaklar sakın az altına razı olma, elli bin altına sat beni.

   Dediği gibi oldu. Elli bin altına sattım köleyi. Bu kadar büyük sermaye ile bir kısım mallar alıp Bağdat'a gittim. Orada açtığım dükkanda mallarımı satıyordum. Bir tanıdığım gelip, 'Meşhur tüccar dostum vefat etti, ay gibi güzel kızcağızı yetim kaldı gel bunu sana alalım.' dedi. Ben de kabul ettim. Çeyiz olarak birtakım tabakların üzerinde içi altın dolu keseler vardı. Hepsinin üzerinde de biner altın yazılı iken birinin üzerinde dokuz yüz yetmiş altın yazılıydı. Bunun sebebini sorduğumda kızcağız dedi ki:

   - Babam bu keseyi Harem-i Şerif'te kaybetmiş, bulan bir helalzade keseyi verince otuz altını ona müjde vermiş, geride kalan altındır içindeki.

   Bunun üzerine ben Allah'a hamd ve şükürde bulundum, bunlar hep doğruluğun, iyiliğin bereketi, diyerek olayı kızcağıza anlattım. Mutluluğumuz daha da perçinlenmiş oldu!...



Hayırlı günler bugün tarifimi paylaşmadan önce çok hoşuma giden bu hikayeyi paylaşmak istedim tam bi kıssadan hisse geçen gü çok hoşuma giden damla çikolatalı kekimin tarifimi paylaşmak istedim çayın yanında mükemmel gidiyor.

Malzemeler

3 adet yumurta 

1su bardağı sıvıyağ

1 su bardağı süt

1.5 su bardağı şeker

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

3 su bardağı un

Yaklaşık 1 su bardağı damla çikolata




Yapılışı

Öncelikle yumurtaları bir kaba alıp köpürene kadar şekerle çırpıyoruz daha

sonra sütü ve sıvıyağıda ekleyip biraz daha çırptıktan sonra un,vanilya ve

kabartma tozunuda kattıktan sonra çırpıyoruz ve son olarak damla

çikolatalarımızı ekliyoruz yalnız damla çikolataları eklemeden önce biraz

unlarsak kek kalıbının dibine yapışmasınıda önlemiş oluruz.170 derece fırında

yaklasık 40-45 dakika pişiriyoruz.

Afiyet olsun.



5 Eylül 2013 Perşembe

PRENSES TACIYLA HALLEY PASTA

Yıllardır severek kullandığım tupperware üye olmaya karar verdim geç bi karardı sanırım benim için prenses tacımıda hediye olarak aldım ve ilk denememi halley pasta tarifiyle yaptım her ne kadar ilk bakışta fiyatları uçuk görünüyor gibi gelsede insan kullandıkça sağlıklı oluşunu ve yiyeceklerinizi nasıl koruduğunu gördüğünüzde neden o parayı verdiğinizide  anlıyorsunuzAkşam kardeşimle otururken ne yapsak diye düşündük ve halley pastayı prenses tacında denemeye karar verdik aynı dondurma tadında oluyor diyebilirim.Bu basit ve lezzetli tatlı aniden gelen misafirler için birebir diyebilirim.

Malzemeler

9 paket halley
2 paket krem şanti 
2 su bardağı süt
Bi miktar ceviz

Yapılışı

Öncelikle halleyleri küçük parçalara ayırıp bir kaba alıyoruz.Diğer bir kaptada 2 paket krem şantimizi 2 su bardağı sütümüzle çırpıyoruz.Daha sonra halleylerimizide ,cevizimizide krem şantimize katıp prenses tacımızı önceden ıslatıp içine döküyoruz ve kapağınıda kapatıp yaklaşık 7-8 saat buzlukta bekletiyoruz.Daha sonra çıkartıp üstüne dilerseniz çikolata sosu döküp dilimler halinde servis ediyoruz.



WAFFLE TARİFİ

Yeni leziz tarfiimle yine ben geldim çevremdeki insanlardan waffle sevdamı bilmeyen yoktur, dışarılarda yemektende artık bıktım diyebilirdim her tarifi evde yapabilen ben waffle da yapmalıydım fakat makine bulmak benim için bayağı sıkıntılıydı pek yaygın olmadığı için waffle makinesi istediğimide bulmakta zorluk çekince pes etmiştim ki canım babamın Danimarkadaki bi arkadaşının buraya gelirken ondan isteyip bana süpriz yapmasına kadar o kadar mutlu oldum ki anlatamam artık waffle keyfinide evde yapabiliyorum hatta dışardaki yediklerimden daha güzel yapabiliyorum desem fena olmaz :)))

Gelelim tarifimize 

MALZEMELER

2 yumurta
1 yemek kaşığı toz şeker
1 su bardağı süt 
1.5 su bardağı un
1 çay kaşığı tuz 
1 paket vanilya 
1 paket kabartma tozu
Yarım çay bardağı sıvı yağ
Nutella
Çilek ,muz, kivi , şeftali
Ceviz 
pudra şekeri

YAPILIŞI
Öncelikle yumurtalarımızın sarılarıyla aklarını ayırıyoruz.Yumurtanın akını bir kapta sarısınıda şekerle beraber diğer bir kapta köpürene kadar çırpıyoruz.Daha sonra köpürttüğümüz yumurta akına süt,sıvıyağ,vanilya,kabartma tozu ve tuzu ekleyip mikserle iyice çırpıyoruz unumuzuda ekleyerek diğer kaptaki şekerli yumurta karışımınıda ekleyip biraz daha çırpıyoruz ardından ısıttığımız waffle makinemize bir kepçe dökerek pişmesini bekliyoruz.Piştikten sonra sıcak sıcak hemen nutellayı sürüp dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz Afiyet olsun.







28 Ağustos 2013 Çarşamba

Fırıncı Orhan'dan Ekmeğin Hikayesi






Türkiye’de ekmeğin hikayesi Fırıncı Orhan tarafından 1958 yılında Çukurambar’da açılan mahalle fırını ile başladı. Ekmekçilik tarihi ise 8 bin yıl öncesinden; insanların hububatı taşlar arasında kırıp ufaladığı, sonra da bunlara su katıp elde ettiği hamuru yassı bir kaya üzerine yayarak ateşte pişirdiği günlere kadar uzanır. İlkel insan topladığı hububatı ufalardı, aksi taktirde ne çiğneyebilir ne de yumuşatmaksızın sindirebilirdi.

Mısırlılar ekmekçilikten keyif alırdı, dahası onlar için ekmek, yaşamlarının simgelerinden biriydi. Ekmek Mısırlılar için o kadar önemliydi ki ölenler bundan sonraki hayatlarında da yoksun kalmasınlar diye mezarlarına bir parça ekmek konuyordu. Ekmek başlıca gıdaları olduğu gibi maaşlarını da ekmek üzerinden alıyorlardı. Piramitleri inşa edenlere emekleri karşılığında ekmek veriliyordu. Kişinin maddi durumu kaç somunu bulunduğuna göre ölçülüyordu.

Biracılıktan elde ettikleri mayayı ekmek hamurlarını fermente edip şekillendirmede kullanıyorlardı. Ancak hamurun nasıl fermantasyona uğradığını bir türlü çözemiyorlardı. Mısırlılar zamanla değişik unlar kullanıp çeşitli şekiller bularak ekmek somununu bir sanat yapıtı gibi işlemeye başladı.
Yunanistan’da ve Roma  İmparatorluğu’nda ekmek zamanla halkın başlıca gıda maddesi haline geldi. Yumurta ve yağ da katılmaya başlandığında ise ekmek artık lüks tüketim maddeleri arasındaki yerini almıştı. Daha beyaz ekmekler zenginlerin, pek tadı tuzu olmayan ekmekle ise fakirlerin sofrasını süslüyordu.

Ortaçağ Avrupa’sında Normanlar ekmekçilikte çavdar kullanmaya, hamurlarını da yorgan altında fermente etmeye başladı. Yayvan ekmekler revaçtaydı, çünkü hem tabak işlevi görüyor, hem de lezzetle yenebiliyordu.

Zamanla birçok toplulukta, pişirilen ekmeğin çeşidine göre Fırıncı Loncaları kurulmaya başladı. Loncalar dürüst fırıncılara kol kanat geriyor hem de topluluk içinde statü kazandırıyordu. 1958 yılında bir mahalle fırını olarak kurulan Fırıncı Orhan 2011 yılında Çukurambar’da yaptığı yatırım ile ekmeğin tarihine farklı bir devrin başlangıcını ekledi. Farklı ve lezzetli çeşitlerini her zaman en taze ve sıcak bir şekilde sunan Fırıncı Orhan geleneksel ekmek çeşitlerinin yanı sıra Dünya mutfağındaki Fransız bageti,ciabatta gb. Ekmekleri de tüketicilere orjinaline en yakın bir biçimde sunarak ekmek fırınlarına yeni bir vizyon verdi.

Fırıncı Orhan bir mahalle fırnındaki sıcaklığı müşterisine sunmasının yanında en kaliteliyi en lezzetli ve en makul olan fiyata satması ile de haklı bir üne kavuştu.

Fırıncı Orhan 7’den 70’e herkesin damak tadına uygun ürünleri ile ekmekçilik tarihindeki yerini hergün daha da çok arttırıyor.

Sizde daha önce Fırıncı Orhan lezzetleri ile tanışmadıysanız bir an önce size en yakın Fırıncı Orhan ile tanışın…

Fırıncı Orhan Çukurambar şubelerinde seçkin ekmek çeşitleri yanında, Fo gurme marketten diledğiniz gurme ürünü alabileceğiniz gibi Dünya mutfağından özel yemekleri tüketebileceğiniz Fo Resto’ya da uğramayı unutmayın.





Bilgi için www.firinciorhan.com.tr
Online sipariş ve catering için www.thegurme.com
Twitter.com/firinciorhan
Facebook.com/firinciorhan

Fırıncı Orhan Çukurambar
Alo Paket: 0312 284 33 33
Rezervasyon: 0312 284 33 06

Fırıncı Orhan Armada AVM
İletişim: 0 312 219 01 99

Fırıncı Orhan ParkOran
İletişim: 0 312 490 08 88

Fırıncı Orhan Okyanus Plaza
Alo Paket: 0 312 283 48 48
Rezervasyon: 0 312 279 22 23

Fırıncı Orhan Dolphin AVM
Alo Paket: 0 312 283 48 48

Fırıncı Orhan Yıldız
Alo Paket: 0 312 438 72 73

Fırıncı Orhan Göksu
Alo Paket: 0 312 280 79 79

Fırıncı Orhan Necatibey
Alo Paket: 0 312 229 03 03

Fırıncı Orhan Çayyolu
Alo Paket: 0 312 241 24 25

Bir bumads advertorial içeriğidir.

30 Temmuz 2013 Salı

HAFTA SONU GEZİ MACERALARIMIZ

Bu senede leyleği havada gördüm diyebilirim.Eşimle gezi rehberi olacağız yakında diyebilirim :) Bu hatfa sonu eşimle önce Armutluya oradanda Bursa ya gezmeye gittik postuma devam etmeden öncede atalarımızın ev alma komşu al atasözünün ne kadar doğru bi söz olduğunuda anlamış oldum.Canım komşum,arkadaşım Esra nın Armutludaki yazlığına misafir olduk oradan beraber Bursa da güzel bigün geçirdik Osmangazideki hayvanat bahçesi,lunaparkı derken çocuk gibi eğlendik.İftarda gittiğimiz mükemmel mekanı kesinlikle es geçemiyeceğim Bursaya gidenlerede tavsiye ederim orası için ayrı bi post hazırlayacağım.Bursaya bikaç kez gitmeme rağmen bu kadar gezmemiştim güzel ülkemizin harika şehirlerinden biriymiş herşeyiyle harika 

Hayvanat Bahçesinden kareler 

                    Allah öyle güzel yaratmış ki hayran kalmamak elde değil


Buda başka bi güzellik


Kafasını birdenbire uzatıp beni korkutan devekuşu :)


Camekan olduğu için çok net kareleyemesekte çektik.

                                              
                                     Belgesellerini severek izlediğim mirketler :)


Yolunuz eğer Bursa ya düşüp te botanik park ve hayvanat bahçesine giderseniz Fayton turunuda kesinlikle es geçmeyin derim.Biz es geçmedik iftara yakın güzel bi fayton turuda yaptık.İftar sonrası da Bursa nın harika lunaparkında çocuklar gibi eğlendik yolunuz düşerse kesinlikle gidin.




25 Temmuz 2013 Perşembe

GÖMLEK PASTA

Geçen gün eşimin doğum günüydü ramazana denk gelincede yorgunluk,bitkinlikten nasıl pasta yapabileceğimi düşünemedim.Hatta biara vazgeçtim bile diyebilirim ama eşimi süprizlere alıştırdığım için pasta yapmasamda olmazdı düşüne düşüne iftara saatler kala bu pastayı tasarladım alel acele olması sebebiyle pek gösterişli olamasada güzel olmadıda diyemem güzel bi saatlede süprizimi taçlandırdım diyebilirim gelelim pastamıza pastamda eşim hafif tatlıları daha çok terciih ettiği için muz ve frambuaz kullandım.Kravat yapmaya üşenince düğme yaptım gömleğin etiketinide kendime özel tasarladım :)



                                                                               Herkese Hayırlı Ramazanlar

23 Temmuz 2013 Salı

KİRAZ KOMPOSTOSU

Arayı soğutmadan tariflere devam fotoğrafını çekmeyi unutmadığım tariflerden biri daha kiraz kompostom hoşaf demedim bu sefer  komposto annemle tartışma konumuz hergün yeni bişey öğreniyor insan meyvalardan yapılan bütün içeceklere komposto diyen bana annemden net cevap kuru meyvelerden yapılana hoşaf tazelere komposto denir,öğrenmenin yaşı yoktur tabi bunu da unutmam daha :)
Geleyim kiraz kompostomun hikayesine daha önceden birçok kuru meyvadan yapmıştım ama tazesinden hiç yapmamıştım tatile gitmeden önce eşimin aldığı kirazlar bitmeyince ne yapsam diye düşünürken saplarını ayıklayayım dolaba atıyım gelince denerim dedim ve tatil dönüşüde hemen denedim oruçlu olduğum  için şekerinin ayarından korksamda iftarda gördüm ki tam kararında olmuş hem basit hemde serinletici doğal kompostomun tarifine gelince ...



Malzemeler

Yarım kilo kiraz 
1 su bardağı toz şeker
5 su bardağı su 




Yapılışı

Önceden sapları ayıklanmış kirazlarımızı tencereye koyup üstünede 5 su bardağı suyumuzu ekleyip kaynatıyoruz rengi iyice kırmızılaşana kadar kaynattım ocaktan almaya yakın şekerimizide ekleyip bi taşım daha kaynatıp ocaktan alıyoruz soğumaya bırakıyoruz.Afiyet olsun.


22 Temmuz 2013 Pazartesi

FIRIN SÜTLAÇ

Yine yeniden güzel tarifler getirdim bloğuma Ramazan nedeniyle koşuştururken fotoğraf çekmeyi unuttuğum için maalesef çoğu tarifimi yayınlayamamaya mecbur kaldım,eşimin sütlaçı çok sevmesi benimde sevmememden dolayı pek sütlaç yapmıyordum taki fırın sütlacı keşfedene kadar sadece fırın sütlaç yiyebilen ben bu tarıfıde bayağı kaptım her defasında dahada güzelleşen sütlaçlar yapmaya başladım.Bu sefer unutmadım ama fotoğraf çekmeyi :)


Malzemeler
5 su bardağı süt 
1.5 yemek kaşığı nişasta (ben buğday nişastası tercih ediyorum)
1 yumurta sarısı
3 yemek kaşığı pirinç
6 yemek kaşığı şeker 
2 su bardağı su 
Dilerseniz 1 paket  vanilya

Yapılışı
Öncelikle pirinçlerimizi yıkayalım diğer tarafta tenceremize 2 su bardağı su koyup pirinçlerimizi haşlayalım.Onlar haşlanırken diğer tarafta 5 su bardağı sütün 4 su bardağını ve şekeri kaynatalım 1 su bardağı sütü ayrı bi kaba koyalım yumurta ve buğday nişastasıyla özdeşleştirelim.Pirinçlerimizde bu sırada haşlanırken suyunu çekmiş olacaktır.Kaynayan sütümüze pirinçide katıp bi taşım kaynattıktan sonra yumurtalı nişastalı karışımımızıda yavaş yavaş sütümüze ekliyoruz ve devamlı karıştırıyoruz diğer bi yandanda önceden 200 derecede ısıttığımız fırınımızın tepsisine suyu kapların yarısına gelicek kadar dolduruyoruz.Ve kaynayıp pişmiş sütlacımızı küçük güveçlere koyuyoruz.Tepsimize yerleştiriyoruz.Üstleri kızarana kadar fırınımızda pişiriyoruz.Ben yaklaşık 40 dakika tuttum.Sonrasında afiyetle yiyoruz.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

En hünerli hanımların bile böyle iyi yardımcıları olmalı…


Pakmaya pişirme yardımcıları siz Mutfağın Yıldızlarına her ihtiyaç duyduğunuzda en iyisini sunmaya hazır.

Ne arzu etmiştiniz? Lezzetleri kabartan hamur kabartma tozu, tatlılara lezzet katan şekerli vanilin, pastaları kekleri süsleyen toz kakao, hamur işlerinin vazgeçilmezi karbonat, bir lezzet klasiği pudra şekeri, sütü nefis tatlılara dönüştüren buğday ve pirinç nişastası, her mutfağın yardımcısı pirinç ve mısır unu, pane yemeklere hayat veren galeta unu… Hepsi enfes sofraları donatmanız için… Hepsi Pakmaya’dan…

Ramazan’da, bayramda; iftarda sahurda; ailece, misafirlerle; arkadaşlarla, akrabalarla… Sevinci, neşeyi, lezzeti paylaşmak için Pakmaya pişirme yardımcılarına gönül rahatlığıyla güvenin.

Yaz Şekerparesi

Malzemeler:
Şekerpare için:

• 1 ½ Su Bardağı Buğday Unu (150g)
• 2 Çay Kaşığı Pakmaya Hamur Kabartma Tozu (4g)
• 1/3 Su Bardağı Pakmaya Pudra Şekeri (45 g)
• 4 Yemek Kaşığı Tereyağı (70g)
• 1 Adet Yumurta
• 2 Çay Kaşığı İrmik (5g)
• ¼ Çay Bardağı Toz Badem (10g)
• 2/3 Çay Bardağı Antep Fıstığı (20g)
• ½ Limonun Kabuğunun Rendesi
Şurup için :
• 4 Su Bardağı Şeker (700g)
• 4 Su Bardağı Su (800ml)
• ½ Limonun Suyu
Krema için :
• 1 Su Bardağı Pakmaya Pudra Şekeri (120g)
• 1 Su Bardağı Beyaz Krem Peynir (200g)
• ½ Limon Kabuğu Rendesi
• İsteğe Göre 1 Çay Kaşığı Vanilya Özütü


Hazırlanışı:
1. Fırınınızı önceden 190°C ayarlayıp ısıtın.
2. Bir sos tenceresinde, şeker ve suyu 10 dakika kaynatın, ocaktan almadan önce limon suyunu ekleyip, soğumaya bırakın.
3. Bir karıştırma kabına un ve Pakmaya Hamur Kabartma Tozu’nu eleyerek aktarın. Toz badem, irmik ve tereyağını da ekleyerek parmak uçlarınızla ovuşturarak tamamen eritip karıştırın.
4. Kurabiye hamuru kıvamındaki hamuru 4-5 dakika yoğurun.
5. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın, pişirme kağıdı serili tepsiye aralıklı olarak yerleştirin.
6. Ortalarına Antep fıstığı yerleştirip, önceden 190°C ısıtılmış fırında pembeleşinceye kadar, 15-20 dakika pişirin.
7. Bir sos tenceresinde şurup malzemelerini kaynatıp hazırlayın. Soğumaya bırakın.
8. Bir çırpma kabında krema malzemelerini düşük devirde çırpıp, soğuması için buzdolabında 30-35 dakika bekletin.
9. Fırından çıkarınca 5 dakika bekletip, üzerine soğuk şurubu dökün.
10. Arada kaşıkla şurubu üzerlerine gezdirip, üzerinde krem peynirli krema ile soğuk servis edin.

Kalbura Bastı


Malzemeler:
• 2 ½ Su Bardağı Buğday Unu (250g)
• 1 Paket Pakmaya Hamur Kabartma Tozu
• ½ Çay Bardağı Yoğurt (50g)
• 1 Adet Yumurta
• ½ Su Bardağı İrmik (70g)
• 7 Yemek Kaşığı Margarin (125g)
• 1 Çay Bardağı Sıvı Yağ (100ml)
• 1 Paket Pakmaya Şekerli Vanilin
• 1 Su Bardağı Ceviz (İri Dövülmüş)
Şurup için:
• 4 Su Bardağı Şeker (700g)
• 3 Su Bardağı Su (600ml)
• 2 Çay Kaşığı Limon Suyu
Servis için:
• 1 Paket Pakmaya Krem Şanti
• 1 Su Bardağı Süt (100ml) (Krem Şanti için)
• 1 Paket Pakmaya Çikolatalı Sos
• 2 ½ Su Bardağı Süt (500ml) (Sos için)

 
Hazırlanışı:

1. Fırınınızı önceden 180°C ayarlayıp ısıtın.
2. Un ve hamur kabartma tozunu eleyerek karıştırma kabına aktarın ve üzerine margarini ekleyin.
3. Parmak uçlarınızla ovalayarak margarin eriyip karışım kum kıvamına gelene kadar karıştırın.
4. Üzerine ceviz hariç diğer malzemeleri ekleyip 7-8 dakika yoğurun.
5. Hazırladığınız hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın ve kalburun orta irilikteki kısmına bastırarak açın.
İçerisine ceviz koyup hamurları kapatın.
6. Önceden 180°C ısıtılmış fırında, 35-45 dakika hamurların üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
7. Bir sos tenceresinde su ve şekeri kaynatıp, 5 dakika daha şurup kıvamına gelene kadar pişirin.
8. 1-2 dakika soğutup, soğuk kalbura bastıların üzerine dökün.
9. Kalbura bastı hamurlarını çevirerek şuruba bulayın ve şurubunu çekince soğuk servis edin.
10. Arzuya göre üzerinde soğuk krem şanti ve çikolatalı sos ilavesi ile lezzeti arttırabilir, farklı bir lezzet katabilirsiniz.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

13 Temmuz 2013 Cumartesi

EV USULÜ BEYTİ

Geçte olsa ev usulü beytimi yayınladım sonunda arada tatil yapınca tarif gecikti dolayısıyla 

tatildede yayınlamak için tarifler değil ama güzel kareler çektim onlarıda inşallah geç olmadan 

 yayınlayacağım şimdi gelelim tarifimize ...

KÖFTESİ İÇİN

500 gram kıyma 

1 çay kaşığı karabiber

2 çay kaşığı tuz

1 tane soğan

1 tatlı kaşığı acı biber salçası

SOSU İÇİN

2 yemek kaşığı salça

1 tatlı kaşığı acı biber salçası

yarım su bardağı sıcak su

1.5 yemek kaşığı tereyağ

tuz

DİĞER MALZEMELER

Lavaş

Yoğurt

Soğan

Biber



YAPILIŞI

Öncelikle kıymamızı bir kaba alıp biber salçamızı.karabiber,tuzumuzu ekleyip yoğuralım ardından soğanımızı rendeleyip iyice yoğurduktan sonra buzdolabında 2-3 saat bekletelim. (daha lezzetli olması için)
Ardından beyti harcımızı şiş çubuklara geçirelim elimizi ıslatarak şişlere yapıştırırsak daha iyi sonuç alırız.Eğer şiş yoksa tahta çubuklarda da aynı sonucu alabilirsiniz.
Önceden ısıttığımız 200 derecelik fırın tepsisinin üstüne yerleştirelim.Onlar pişerken ocakta sosumuzu hazırlayalım.Etlerimiz piştikten sonra şişlerimizden sıyırarak lavaşın içine alalım ve bıçakla verev verev kesip tabağa dizelim.Ardından sosumuzu üstüne döküp ortasına yoğurdumuzu koyup biber ve soğanla süsleyelim Afiyet olsun.

18 Haziran 2013 Salı

MEKSİKA FASULYESİ SALATASI

Selam blogger arkadaşlarım ve takipçilerim evlilik yıldönümüydü doğum günüydü derken bi sürü tarif ve fotoğraf yayınlanmak için sırada bekliyor.Evlilik yıldönümündeki menümle başlıyayım öncelikle bloğumda uzun süre bişey paylaşmayınca insan bayağı özlüyormuş bunuda anlamış oldum :)

Menü
Ev usulü Beyti kebap
Pilav
Mercimek çorbası
Meksika fasulyesi salatası
Ve resmimizin olduğu çikolatalı pasta

Meksika fasulyesi salatamla tarife başlayacağım ve diğer postumdada beytikebap tarifimi vericeğim.Pastamıda paylaşmak isterdim fakat fotoğraf paylaşımını sevmediğimden onu paylaşamayacağım.

Malzemeler

1 küçük konserve meksika fasulyesi
1 küçük kutu mısır konservesi
Dereotu.maydanoz
Yarım limon
Dilediğiniz kadar kornişon turşu
Tuz

Yapılışı

Fasulye ve mısır konservelerini açıp süzgeçte süzdürüyoruz.Diğer bi kenarda maydonoz ve dereotlarımızı ince ince kıyıyoruz.Kornişon turşularımızı da ince ince de doğradıktan sonra hepsini bir kapta karıştırıyoruz.Son olarak limon ve sıvıyağımızıda katıp harika bi salata elde ediyoruz. 


16 Mayıs 2013 Perşembe

REGAİP KANDİLİ




Kandiliniz mübarek olsun.Allah hayırlı dualarınızı kabul makbul eylesin.

                 

3 Mayıs 2013 Cuma

GARİPÇE KÖYÜ

Garipçe köyünü bi sonraki postta paylaşacağım dedim ve ancak fırsat bulabildim.Muhteşem bi gündü eşimin ve arkadaşlarımın garipçe köyündeki kahvaltısıyla başlayan süpriz harikada sonlanmıştı.

Garipçe köyü İstanbul un Sarıyer ilçesinde Rumelikavağı ile Rumelifeneri arasında kalan küçük bir köy pek adı duyulmamış fakat üçüncü köprünün ayağının planlanması üzerine gündeme yeni yeni gelmeye başalayan şirinmi şirin bir yer.

Tepeden güzel bi manzara ... 


Kaleye çıkarken 


Buraya koyamayadığım bi çok güzel fotoğrafımız var.Tavsiye ederim.Kalabalıktan ve keşmekeşten kaçıp güzel vakit geçireceğiniz bi yer .
Garipçeye gitmek için Sarıyer den Kilyosa doğru giderken Koç Üniversitesinin Rumeli feneri ayrımından girince bi kaç kilometre ileride iyi hafta sonları diliyorum.



15 Nisan 2013 Pazartesi

SÜPRİZ DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARIM ...

Öncelikle cumartesi günü doğum günümdü ve buradanda kutlayan hatırlayan süprizleriyle beni şaşırtan bütün sevdiklerime teşekkülerimi buradanda tekrar iletiyorum.Cumartesi günü akraba günümüzün doğum günüme rastlaması sebebiyle bütün akrabalarla kutlayıp bi güzel eğlendik ve Küboşumun ve Annemin süpriz pastasıyla ve hediyesiyle de daha bi mutlu oldum.







Süper geçen bir gün oldu.Kübroşumun ellerine sağlık.
Ardında akşama doğru güzel bi kahve keyfi yaptık değmeyin keyfimize...


Kaşıklarımız ile içtik  :)


Ben burda kutlamaların bittiğini sanarken canım arkadaşlarım eşimde bana süpriz hazırlamış.Öncelikle sabah Garipçe köyünde kahvaltı Emirganda gezinti ve süpriz pastam ...
Diğer postumdada Garipçe köyünün detaylarını paylaşacağım.


Harika bi gün oldu Bengüle ve Zeynepe teşekkür ediyorum.Tabi üstüne ayrı bi süpriz daha oldu benim için geçenlerde dolaşırken Akerden beğendiğim bi eşarbı sonra alırım deyip 2 gün sonra gittiğimde ve satıldığını öğrendiğimde üzüntüden sinir olmuştum satın alanada bi hayli kızmıştım :) Bengüşüm gidip onu satın alıp süpriz yapmış :) İnsanın böyle güzel sevdiklerinin olması çok güzel...

12 Nisan 2013 Cuma

ÇİÇEK TEMALI PASTA

Hayırlı günler blog takipçilerim bugün tarifimi paylaşmadan önce güzel bi kıssadan hisse paylaşmadan geçemedim.

Erzurum'un büyük velîsi İbrahim Hakkı (k.s.) hazretlerini çocukken İsmâil Fakîrullah (k.s.) hazretlerine teslim ederler. İyi bir terbiye alması için çocukluğunun mühim bir devresini Fakîrullah hazretlerinin yanında geçiren İbrahim Hakkı hazretleri, bir gün eline aldığı bir testiyle çeşmeye gider, doldururken oraya gelen bir atlı: 

-Çekil bakayım önümden be çocuk! diye İbrahim Hakkı hazretlerini azarlayarak atını çeşmeye sürer. O da testisini alıp bir kenara çekilmeye uğraşırken atını mahmuzlayan adam, onu bir köşeye sıkıştırır. Testisini bırakıp kendisini kurtarmak zorunda kalır İbrahim Hakkı hazretleri... Bu esnada at da üzerine basıp testiyi kırar. Ağlayarak hocasının huzuruna gelir ve: 

-Çeşmeden su alırken atını koşturarak gelen biri, atını üzerime sürdü. Can havliyle kendimi kurtarmaya çalışırken testimi de tepeletip kırdı! der. Hocası sorar: 

-Testini kıran atlıya sen bir şey söyledin mi? 

-Hayır, der, hiçbir şey söylemedim. 

-Çabuk git ve o adama bir-iki laf söyle, der. 

İbrahim Hakkı hazretleri gider, çeşmenin başında atını tımar etmeye başlayan adamın yanına varıp bekler. Fakat bir türlü terbiyesini bozup da: 

-Benim testimi niye kırdın zâlim adam?! diyemez. 

Dönüp geldiğinde hocası Fakîrullah hazretleri sorar: 

-Ona bir şeyler söyleyebildin mi? 

-Söyleyemedim efendim; niyetlendim, lâkin bir türlü dilimi çevirip de ağır bir söz sarf edemedim! Hocası bağırır: 

-Sana diyorum, çabuk git ve o adama bir şeyler söyle, mukabele et! Yoksa sonu felâket!.. 

İbrahim Hakkı hazretleri bu defa kararlı olarak koşup çeşmenin başına gelir. Bir de bakar ki, testisini kıran adamı, kendi atı, attığı çiftelerle çeşmenin havuzuna yuvarlamış, ölüsü yatmaktadır! Koşarak gelip, hocası İsmâil Fakîrullah hazretlerine bu vahim vaziyeti anlatır. Hocası bu hâle üzülür: 

-Vah vah! Bir testiye bir adam! Üzüldüm buna doğrusu! der. Huzurundakiler bundan bir şey anlamadıklarını söyleyince, büyük velî şöyle îzah eder: 'O atlı adam, İbrahim Hakkı'ya zulmetti. Zulme uğrayan da tek kelimeyle olsun mukabelede bulunmadı, zâlimi Allâh'a havâle etti. Allâh Teâlâ'nın da gayretine dokunup zâlimi cezâlandırdı. Şayet İbrahim Hakkı da onun zulmüne karşılık verip, ona bir şeyler söyleseydi, ödeşeceklerdi. Fakat İbrahim, büsbütün mazlum oldu. Bense ödeştirmek için uğraşıyordum, maalesef muvaffak olamadım!' 



Şimdi gelelim güzel tarifime aslında tarifte dememeliyim geçen gn canım arkadaşım Zeynepin doğum günüydü ve ona süpriz bi doğum günü partisi hazırladık ve pastayı yaptım çok güzel bi süpriz oldu.Rahatsız olduğumdan dolayı abartılı bi pasta yapamasamda çiçekleri çok sevdiğinden çiçekli hoş bi pasta yaptım.
Canım arkadaşımın doğum günü buradan da kutlu olsun.



Herkese mutlu hafta sonu diliyorum.

8 Nisan 2013 Pazartesi

ALMAN PASTASI

Yine yeniden geldim uzun zamandır değil pasta tarifleri denemek pek sosyal aktivitem bile olmadı.Bebeğimi beklerken kaybettiğimden pek tatsız günler geçirdim,fakat herşey de bi hayır vardır deyip bunuda atlattım hayırlısıyla aslında böyle zamanlar insanlar içinde bayağı bi deneyim oluyormuş zor zamanlarda insanların karakterleri de ortaya çıkıyormuş.Bomba gibi bloğuma mutlu huzurlu dönüyorum.Şimdi size Kübroşumla alman pastası denememizi paylaşıyorum,bu arada kız kardeş insan acayip güzel bi nimet demekten de alıkoyamayacağım kendimi iyi ki var :)

Malzemeler


2 yumurta 

150 gram toz şeker 
150 gram tereyağı veya margarin (oda sıcaklığında)
1/3 su bardağı süt
1.5 su bardağından biraz fazla un
yarım paket kabartma tozu

Kreması İçin


yarım kilo süt

1 yumurta 
1 yemek kaşığı tereyağ
1/4  su bardağı şeker
yarım paket vanilya
yarım paket çikolata (isteğe göre)

Süslemek için


Pudra şekeri

Badem

Yapılışı


Tereyağ veya margarini derin bir kaba alıp şekeride ilave edip mikserde çırpıyoruz.Üzerine teker teker yumurtalarımızıda ekledikten sonra sütü,kabartma tozunu ve unuda ilave edip kek hamurumuzu mikserle iyice karıştırdıktan sonra yuvarlak kelepçeli kek kalıbımıza döküp önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 30 dakika pişirin.


Kreması içinde sütü ve şekeri tencereye alalım kısık ateşte karıştıralım.Ardından unu ve yumurtayıda ilave edip pişirelim.Koyulaşmaya başladığında çikolatamızı ekleyelim iyice karıştıralım.Ocaktan almaya yakında tereyağı ve vanilyayı ilave edip ocaktan alıp soğumaya bırakalım.


Kekimiz piştikten sonrada ikiye bölüp kremamızı arasına dökelim.Üstüne kapağınıda kapatıp pudra şekerini serpelim ve bademlerlede süsleyelim.

Afiyet olsun.



3 Mart 2013 Pazar

HOŞGELDİN BEBEK KURABİYELERİ

Merhaba blog takipçilerim blogta paylaşım yapma konusunda ne kadar tembelleştiğime kendim bile inanamıyorum bu aralar fakat sonunda bi kaç ay önce Muhammet bebek için yaptığım kurabiyeleri paylaşma fırsatını ve gücünü kendimde buldum.




Konsept çok belli olmadığı için içimden geldiği gibi kurabiyeleri yaptım çokta beğenildi.




İnşallah 7 ay sonrada kendi bebeğime yapacağım onuda bunrada hayırlısıyla yayınlamak dileğiyle ...

23 Ocak 2013 Çarşamba

Hz.Muhammed'in (s.a.v) doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüştü. Sevgili Peygamberimiz'in (s.a.v) tebliğ ettiği İslâm dini ile dünyamız aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı.O"na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O"nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.
Peygamberimizin şefaatine nail olabilme temennisiyle .


                                                 
                                                     KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.

8 Ocak 2013 Salı

GÜL TEMALI DOĞUM GÜNÜ PASTASI

Bu aralar  o kadar güzel ve ibretli hikayeler okuyorum ki tarifleri paylaşırken onlarıda paylaşamadan edemiyorum işte harika bi hikaye daha ...

Vaktiyle bir derviş berbere gider. Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını ister. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş:

- "Vur usturayı berber efendi!" der.

Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş de aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

- "Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!" diye kükrer.

Dervişlik bu sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Ses çıkarmaz, biraz çaresiz, biraz mütevekkil usulca kalkar yerinden.

Berber, bu gariban müşterisine karşı mahcup olmakla beraber kabadayının pervâsızlığından da korkmuştur. Ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar. Fakat küstah kabadayı, tıraş esnasında da boş durmaz; sürekli aşağılar dervişi, alay eder:

- "Kabak aşağı, kabak yukarı!.."

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası, yokuştan aşağı hızla kabadayının üzerine doğru gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir, kabadayının karnına batıverir. Kaşla göz arasında babayiğit kabadayı oracığa yığılır kalır, ölmüştür. Herkes bir anda olup biten bu olayın hayret ve şaşkınlığı içindedir. Berber de şok olmuştur; bir manzaraya, bir dervişe bakar ve dervişin beddua ettiğini düşünerek gayr-i ihtiyarî sorar:

- "Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?"

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:

- "Vallâhi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim. Gel gör ki, kabağın bir de sâhibi var. O gücenmiş olmalı!.."


Şimdi gelelim tarifimizin anlam ve önemine bu aralar hep doğum günlerinden gidiyorum canım arkadaşım Bengülün 

doğum günüydü iki gün önce  nasıl bi pasta yapsam diye bütün hafta düşündükten sonra ona kendisi gibi naif ve şirin 

güllerden oluşan bu pastayı yaptım muzlu  sevdiğinden bi katını muzlu bi katınıda frambuazlı yaptım bi katı onun sevdiği 

gibi bi katıda benim sevdiğim gibi oldu.Dün akşam ona güzel bi süpriz yaptık.Pastayı görünce şoku mutluluğu aynı anda 

yaşayan canım arkadaşımın buradanda

                                                                        DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLSUN.




Herkese mutlu hayırlı haftalar 




1 Ocak 2013 Salı

KÜBROŞUMUN PASTASI

Uzun aradan sonra yine merhaba :)


Dervişin biri eski İstanbul sokaklarında :
‘-Sen doğru ol kem belasını bulur.Sen doğru ol kem belasını bulur.’Diye diye dolaşıyormuş.Padişahın biri tebdil-i kıyafet çarşıda gezerken dervişin sözlerini duymuş,ilgisini çekmiş ve dervişe :
-Hergün sarayıma gel seninle muhabbet ederiz ‘demiş.
Dervişimiz ertesi gün ……
Sarayın kapısına gitmiş padişahın karşısına çıkarılmış sohbet muhabbet zaman geçmiş saraydan ayrılırken padişah dervişin cebine bir altın konulmasını emretmiş.
Sarayın dışında dervişimizi takip eden sahte derviş kılıklı biri yanına yanaşmış ,
-Ya arkadaş ,Padişah seni neden saraya davet etti ?Derdi neymiş?’falan filan bir yığın sorgu suale tutmuş.Her gün bir altın aldığını da öğrenince.’Onun yaptığı işi ben de yaparım’ diye düşünmüş.Sormuş,
-Ya kardeş, hergün ben de seninle gelsem rahatsız olmazsın değil mi?’ demiş belki Padişah bana da bir altın verir çoluk çocuğum nasiplenir.’
İyi dervişimiz:
-Padişahım kabul ederse neden olmasın sende gelirsin tabii ‘demiş.
Gel zaman git zaman padişah her muhabbet sonrası bir ona bir öbürüne birer altın verdirir olmuuuş.
Sahte derviş bir sabah gerçek dervişimizi çorba içmeye davet etmiş.Garsona da gizlice arkadaşının çorbasına bol sarmısak koymasını tembihlemiş.Gerçek dervişin
-Padişah’ımla muhabbet ederken kötü kokarım ‘sözlerine sözüm ona çare de üretmiş
-ağzına mendil tutarsın kardeşim ‘demiş.O gün aynen böyle olmuş bizim derviş ağzını mendille örterek padişahla söyleşisini sürdürmüş.Bu arada sahte derviş fırsat bulduğunda Padişahın kulağına eğilip,
- efendim arkadaşım ağzını mendille neden kapatıyordu biliyormusunuz ,ağzınız kokuyormuş o kokuyu duymamak için’ demiş.
Padişah çok sinirlenmiş çağırın o dervişi demiş. gerçek dervişimize sarayın fırıncısına verilmek üzere bir pusula vermiş ve ,
-Al bunu fırıncıya götür’ demiş.okuma yazması yok tabii tam kapıdan çıkıp fırıncıya gidecekken sahte derviş :
-İstersen ver o pusulayı ben götüreyim fırıncıya , belki Padişah ekmek lütfetmiştir çocuklara götürürüm senin ekmeğe ihtiyacın mı olur?’ demiş.
Onunda okuması yok,pusula böylece sahte dervişin elinden fırıncıya ulaşmış.fırıncı kağıtta yazılan ‘bunu sana getireni kızgın fırına at’ emrini hemen yerine getirip sahte dervişi alev alev yanan kızgın fırına yollamış.Ertesi gün gerçek derviş yine saraya gelmiş.Padişah şaşırmış:
- Hayrola sen dün fırıncıya gitmedinmi ?’diye sormuş..Derviş de olanları birbir anlatmış.Padişah dervişin kulağına eğilmiş:
-SEN DOĞRU OL ,KEM BELASINI BULUR ‘demiş.
Son zamanlarda okuduğum en güzel hikayelerde biri.

Şimdi gelelim pastama daha doğrusu kardeşim Kübramın arkadaşı Merveye yaptığı süpriz doğum günü pastası maalesef bu aralar çok yoğun olduğum için pastasında katkım olamadı ama onun yaptığı bu güzel pastasınıda bloğumda paylaşmadan geçemedim.


Bu arada pasta frambuazlı Merve bu süprizi görünce çok şaşırmış.Buradan bende Mervenin geçmiş doğum gününü kutluyorum iyi ki doğdun.